Ana içeriğe atla

BULİMİA

                Kusmaya Mecburum Bilemezsin 


Son yıllarda tanımlanan,beslenme ile ilgili bir bozukluktur. Kişi ilk başta kıtlıktan çıkmışcasına yer fakat hemen ardından kusarak midesini boşaltır. ''Zenginliğin gözü kör olsun. Dünyada o kadar aç insan varken olur mu bu yaptıkları!''demeyin zira bu ciddi bir sendromdur. Yani bunu yapan hasta bireydir ve olaya bu açıdan bakmak takdir edersiniz ki yersizdir.

Bulimia hastası ne yapar ?
➡Uzun süren diyetlerden sonra rahatlama duygusuyla tıka basa yer.
➡Suçluluk duygusu devreye girer. Zira yaptığı tüm diyet çöpe gitmiştir.
➡Kusar,besin emilimini azaltmak adına laksatif ilaç bile kullanır.
➡Depresif belirti ve bozuklukları takiben birçoğunda uyuşturucu bağımlılığı ortaya çıkar.


Sendrom sebeplerine depresyon,yeme alışkanlığını kontrol edememe,kişinin tek korkusunun kilosunu ideal seviyede tutma telaşı örnek olarak verilebilir .

Bulimia sendromu çoğu zaman insanın aklına ''Anoreksiya Nervoza'' hastalığını getirse de ikisi arasında belirli farklar vardır: Bulimia,anoreksiya nervozalı bireylerin hemen hemen hepsinde görülürken her bulimia hastası birey anoreksiya nervoza hastası değildir. Yani birey şişman da olabilir. Bir önceki yazımızda belirttiğimiz gibi ''bir deri bir kemik'' koşulu söz konusu değildir.Bir diğer fark da anoreksiya nervozada zorla kusma görülmezken bulimiada hasta kendini kusmaya mecbur hisseder.


Bu tip hastalarda sıvı-elektrolit dengesizlikleri,diş çürükleri,endokrin bozukluklar ve metabolik aksaklıklar meydana gelir. Bulimia hasta tekrar kilo alma korkusuyla tedaviyi reddeder. Mümkün olduğunca erken profesyonel tedavi almalıdırlar. Kişi diyet yapmaktan kaçındırılmalı,sevdiği yiyeceklerden kendini mahrum etmemesi öğretilmeli ve gerekirse anti depresan ilaçlar bu sürece dahil edilmelidir .

BİR ŞEYİ GERÇEKTEN BİLMEK;ONU ANLATMAKLA OLUR :)

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

LİMBİK SİSTEM

       Duygularım Düşüncelerime  Emanet                       Gerçeği söylemek gerekirse isim bir hayli garip.Beyin ile ilgili çoğu şey bana göre oldukça ilginçken bu sistemi ele almak da heyecan verici.O kadar komplike yapılar içeren labirent beyinde limbik sistemi ele almamdaki sebep içerisinde birçok önemli yapıyı barındırması.Bu yapılardan en önemlileri hipokampüs,amigdala ,hipotalamus.Bu yapıların işlevlerine döneceğim fakat bundan önce sisteme genel bakış atmak gerektiğine inanıyorum.       Limbik sistem ön beyin ve beyin sapı arasında yer alır.Duygu kontrol mekanizmasını bulundurur.Düşünceler limbik sistemde filtre edilir ve duygular ortaya çıkar.’’Pirincin taşını ayıklamak’’ kavramına benzer aslında.Yediğimiz pilavdan taş çıkması ne kadar bizim elimizdeyse;düşüncelerimizin reaksiyonu sonucu ortaya çıkan duygular da limbik sistemin elindedir.Olaylara bakış açımız ne den...

BEYNİN LOBLARI

Herkesin Lobuna Kimse Karışamaz       "Beyin; 100 milyar ışık yılı genişliğinde evreni kaplayabilen,avcunuza alabileceğiniz 1,5 kilogramlık bir kütledir." demiş Narian Diamond. Cümle gerçekten de dehşet verici. "Koca organizmanın yöneticisi nasıl olur da sadece 1,5 kilogram olur?!" diyenleriniz olacaktır ki haklılar da. Daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz konuların kapıları hep beyne açıldı. Bundan sonra da öyle olacak. Çünkü mükemmel sinir ağları ve kusursuz mesaj alma yeteneği ile yalnızca 1,5 kilogram olan bu muazzam organ her senaryonun başrol oyuncusu olacak.      Şu sıralar şehir dışı tatil sezonu olduğu için haydi hepimiz Marmaris’i düşünelim. Muazzam orman manzarası, ağaçlardan yayılan tatlı kokular, paraşütçülerin adrenalin dolu sesleri, tattığınız yemekler ve denizin ılık suyu...örneklerinde 5 duyumuzdan da bahsettim. "...orman manzarası..." dedim mesela. Görme duyumuz bize bunu sağladı. "...denizin ılık suyu..." derken hissetm...

OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK

  Takıntı Mı Hastalığı?      Herkesin kendine göre takıntıları vardır. "Yok ya takıntı kim ben kim?!" diyenleriniz olacaktır. Saygı duyuyorum fakat katılmıyorum 😂 Örneğin ben telefonumun şarjı %100 olmadan şarj kablosunu çıkarmam. Saçımı 6 ayda bir kestiririm. Takip ettiğim dergi (OT) elime geçtiğinde hemen okumam, yaklaşık bir gün beklerim. Bunları neden yapıyorum bilmiyorum ama yapmazsam sanki Mikrobiyoloji notum C3'müş gibi günü tamamlarım. Bu arada amacım "Adını Feriha Koydum: Berfin'in Yolu" tarzında bir akım başlatıp hayat hikayemi anlatmak değil. Örnekleme yapmayı seviyorum ve okuyucuyu yazıda tuttuğuna inanıyorum. Sıkılanlar için haydi konuya bir göz atalım.       Hastalığın temelinde kendini ve düşüncelerini kontrol edememe yatar. Kişi kendini aklına koyduğu şeyi yapmakta zorunlu hisseder. Bu durum haliyle günlük işleyişi kısıtlar nitelikdedir. Eğer ki davranış/ ritüel/ alışkanlık yapılmazsa kişiyi korku sarar ve bunalım hali görülür...