Ana içeriğe atla

HOMEOSTASİS

  
Aman Denge Bozulmasın


     Konuyu somutlamanın en doğrudan yolu bence "öğretmen" benzetmesi yapmak. Sınıfın beyni,düzenin sağlayıcısı, sınıf içi dengeden sorumlu kişi ve sınıfta ödül ceza sisteminin merkezi öğretmendir. Elbette tüm sorumlulukların yanısıra daha birçok göreve sahip öğretmenlerimiz bazen görevini aksatabilir. Fakat bu durum onları sınıf yöneticisi konumundan alıkoymaz. "Sınıf" benzetmesinin organizma yanında çok basit kaldığı su götürmez bir gerçek. Peki organizmamızın öğretmeni kim? Asayişi sağlayan ve her şeyin dengede olmasında görev alan temel yapı ne? Peki "denge" vücudumuzda söz konusu olunca hangi başlığı kapsamına giriyor? Gelin beraber inceleyelim.

     Kelime anlamı olarak homeostasis: Biyolojik sistemlerin yaşamı için en uygun koşulları adapte olmak adına dengeleri koruma sürecidir. Vücudumuzda hiçbir sistem diğerlerinden bağımsız çalışamaz. Hepsi hemostasis adına birbiriyle sıkı iletişim halindedir. Kan pH’sini sabit sayıda tutmak,vücut ısısını organizmaya zarar vermeyecek optimum düzeyde bırakmak, hormonların azlığı-çokluğu gibi durumlarda olası hastalıkları engellemek adına az ya da çok salgılamanın önüne geçilmesi iç dengenin korunması için  vücudun aldığı tedbirlere örnek olarak verilebilir.

     Ben tüm bunları yapanların beyindeki temsilcisini söylemeden "limbik sistem" konusunda ele aldığım kavramı hatırlayanlar olacaktır. Evet tüm bunların amiri "hipotalamus". Bu yapı vücudumuzun haberleşme ve denetim ağının önemli bir parçasıdır. İnsan organizmasının sinir-hormon ağlarının köprüsü konumundadır. Yani organizmada cereyan eden herhangi bir terslik durumunda hipotalamus bu durumdan etrafta bulundurduğu sinirler aracılığıyla haberdar olur ve endokrin sistemi uyararak gerekli tedbirleri alır.
   Sinir, solunum, endokrin, kardiyovasküler sistemleri homeostasis adına görevlerini yerine getirirken bir miktar da olsa hata payını bulundururlar. Örneğin kan basıncının normal üzerine çıkması ile negatif feedback (geri bildirim) mekanizması devreye girecek ve normal seviyeye gelmesi için baroreseptörleri  uyarayacaktır. Buna rağmen kan basıncı birkaç mmHg'lik kayma olabilir. Bu durum kontrol mekanizmasının yüzde yüzlük başarı göstermediğini kanıtlasa da tüm bu sistemlerin organizma için yararları göz ardı edilemez.
   BİR ŞEYİ GERÇEKTEN BİLMEK;ONU ANLATMAKLA OLUR :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

LİMBİK SİSTEM

       Duygularım Düşüncelerime  Emanet                       Gerçeği söylemek gerekirse isim bir hayli garip.Beyin ile ilgili çoğu şey bana göre oldukça ilginçken bu sistemi ele almak da heyecan verici.O kadar komplike yapılar içeren labirent beyinde limbik sistemi ele almamdaki sebep içerisinde birçok önemli yapıyı barındırması.Bu yapılardan en önemlileri hipokampüs,amigdala ,hipotalamus.Bu yapıların işlevlerine döneceğim fakat bundan önce sisteme genel bakış atmak gerektiğine inanıyorum.       Limbik sistem ön beyin ve beyin sapı arasında yer alır.Duygu kontrol mekanizmasını bulundurur.Düşünceler limbik sistemde filtre edilir ve duygular ortaya çıkar.’’Pirincin taşını ayıklamak’’ kavramına benzer aslında.Yediğimiz pilavdan taş çıkması ne kadar bizim elimizdeyse;düşüncelerimizin reaksiyonu sonucu ortaya çıkan duygular da limbik sistemin elindedir.Olaylara bakış açımız ne den...

BEYNİN LOBLARI

Herkesin Lobuna Kimse Karışamaz       "Beyin; 100 milyar ışık yılı genişliğinde evreni kaplayabilen,avcunuza alabileceğiniz 1,5 kilogramlık bir kütledir." demiş Narian Diamond. Cümle gerçekten de dehşet verici. "Koca organizmanın yöneticisi nasıl olur da sadece 1,5 kilogram olur?!" diyenleriniz olacaktır ki haklılar da. Daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz konuların kapıları hep beyne açıldı. Bundan sonra da öyle olacak. Çünkü mükemmel sinir ağları ve kusursuz mesaj alma yeteneği ile yalnızca 1,5 kilogram olan bu muazzam organ her senaryonun başrol oyuncusu olacak.      Şu sıralar şehir dışı tatil sezonu olduğu için haydi hepimiz Marmaris’i düşünelim. Muazzam orman manzarası, ağaçlardan yayılan tatlı kokular, paraşütçülerin adrenalin dolu sesleri, tattığınız yemekler ve denizin ılık suyu...örneklerinde 5 duyumuzdan da bahsettim. "...orman manzarası..." dedim mesela. Görme duyumuz bize bunu sağladı. "...denizin ılık suyu..." derken hissetm...

OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK

  Takıntı Mı Hastalığı?      Herkesin kendine göre takıntıları vardır. "Yok ya takıntı kim ben kim?!" diyenleriniz olacaktır. Saygı duyuyorum fakat katılmıyorum 😂 Örneğin ben telefonumun şarjı %100 olmadan şarj kablosunu çıkarmam. Saçımı 6 ayda bir kestiririm. Takip ettiğim dergi (OT) elime geçtiğinde hemen okumam, yaklaşık bir gün beklerim. Bunları neden yapıyorum bilmiyorum ama yapmazsam sanki Mikrobiyoloji notum C3'müş gibi günü tamamlarım. Bu arada amacım "Adını Feriha Koydum: Berfin'in Yolu" tarzında bir akım başlatıp hayat hikayemi anlatmak değil. Örnekleme yapmayı seviyorum ve okuyucuyu yazıda tuttuğuna inanıyorum. Sıkılanlar için haydi konuya bir göz atalım.       Hastalığın temelinde kendini ve düşüncelerini kontrol edememe yatar. Kişi kendini aklına koyduğu şeyi yapmakta zorunlu hisseder. Bu durum haliyle günlük işleyişi kısıtlar nitelikdedir. Eğer ki davranış/ ritüel/ alışkanlık yapılmazsa kişiyi korku sarar ve bunalım hali görülür...