Ana içeriğe atla

UZAYSAL İHMAL SENDROMU

                     SOL  YANIM  İPTAL

                                           


     Düşün ki üniversite mezuniyetine 1 hafta kaldı. Elbise, saç, ayakkabı, kavalye, kürsüde yapacağın konuşma... her şey hazır. Konuşma sonunda ailene yapacağın sürpriz de bitmek üzere. Kısacası dünyada senden daha mutlusu yok. 1 hafta geçti ve o muhteşem gün geldi. 3.84’lük muazzam ortalamanın verdiği sırıtış suratında, mezunların en güzeli/yakışıklısı sensin ve en ön sırada isminin okunmasını bekliyorsun. İsmin okundu ve sunucu sana kürsüyü bıraktı. Başlarda her şey normaldi. Ailen için hazırladığın pankartı açmaya dakikalar kalmıştı ve ailenle göz göze gelmek için kafanı onların olduğu tarafa çevirdin fakat o da ne? Gözlerin tam da görseldeki gibi bir kadına takıldı. Yüzünün sağ tarafı kusursuz saç ve makyaja sahipken; sol tarafı dağınık saçlı ve makyajsızdır, kıyafetinin sağ tarafı ütülüyken; sol tarafı kırış kırıştır. Tam sen şaşkınlıktan sıyrılıp pankartı açacaksın ama bir ses kulağına çalınır. ‘’Sayın ....’a konuşması için teşekkür  ediyoruz ve hayatının geri kalanında kendisine başarılar diliyoruz.’’ Malum ‘’süren bitti’’ konuşması. Yerine geçtin ama aklın hala o kanında. ‘’Acaba kadının psikolojik bir sıkıntısı mı var yoksa şaka falan mı?’’ Soruları kafanda hazır yer etmişken işin aslına gelin hep birlikte bakalım...
     Konuyu anlatmaya başlamadan önce yazının temel taşını oluşturan kavramı açıklamak isterim. Bu temel taş parietal lobdur. Bildiğimiz üzere beyin 5 lobdan oluşur ve her birinin kendine has görev ve özellikleri vardır. 1 adet lobu ele almamdaki sebep bu bölgede oluşan sorunların konumuza yani Uzaysal İhmal Sendromuna neden olmasıdır.
     Parietal lob: Duygusal uyarılarla ilgili işlevler arasındaki sağ-sol ayrımını yapar, algılanan nesnenin konumunu saptar, okuma-yazma yeteneklerini barındırır.
     Uzaysal ihmal sendromu barındıran hastalarda ihmal ile en sık ilişkilendirilen bölge sağ parietal lobdur. Kişinin sol kısmının bakımı ve giyimi düzensizdir. Olayları fark etmede sıkıntıları vardır.Bir metni okurken sol kısmı okumadan es geçerler.Aslında hastalar sol kısımlara tamamen ilgisiz değildir yani ‘’Sol da ne ki, yeniyor mu?’’ havalarında değillerdir. Zira bir başkası tarafından uyarıldıklarında sıkıntıyı çok net fark edebilirler.Hastalığa yakalanmak içinse beyne ağır bir darbe almak yeterlidir. Bazı vakalarda ise solda bulunan uzuvlar hasta tarafından ‘’Bu kol da kimin?’’sorusuna kadar gitmektedir. Siz siz olun beyninizi her türlü darbeden koruyun.   
   BİR ŞEYİ GERÇEKTEN BİLMEK;ONU ANLATMAKLA OLUR :)

Yorumlar

  1. Çok farklı bir konuyu çok güzel ele almışsın kalemine saglik😊

    YanıtlaSil
  2. Okuyan gözlerinize ve nöronlarınıza sağlık :)))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

LİMBİK SİSTEM

       Duygularım Düşüncelerime  Emanet                       Gerçeği söylemek gerekirse isim bir hayli garip.Beyin ile ilgili çoğu şey bana göre oldukça ilginçken bu sistemi ele almak da heyecan verici.O kadar komplike yapılar içeren labirent beyinde limbik sistemi ele almamdaki sebep içerisinde birçok önemli yapıyı barındırması.Bu yapılardan en önemlileri hipokampüs,amigdala ,hipotalamus.Bu yapıların işlevlerine döneceğim fakat bundan önce sisteme genel bakış atmak gerektiğine inanıyorum.       Limbik sistem ön beyin ve beyin sapı arasında yer alır.Duygu kontrol mekanizmasını bulundurur.Düşünceler limbik sistemde filtre edilir ve duygular ortaya çıkar.’’Pirincin taşını ayıklamak’’ kavramına benzer aslında.Yediğimiz pilavdan taş çıkması ne kadar bizim elimizdeyse;düşüncelerimizin reaksiyonu sonucu ortaya çıkan duygular da limbik sistemin elindedir.Olaylara bakış açımız ne den...

BEYNİN LOBLARI

Herkesin Lobuna Kimse Karışamaz       "Beyin; 100 milyar ışık yılı genişliğinde evreni kaplayabilen,avcunuza alabileceğiniz 1,5 kilogramlık bir kütledir." demiş Narian Diamond. Cümle gerçekten de dehşet verici. "Koca organizmanın yöneticisi nasıl olur da sadece 1,5 kilogram olur?!" diyenleriniz olacaktır ki haklılar da. Daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz konuların kapıları hep beyne açıldı. Bundan sonra da öyle olacak. Çünkü mükemmel sinir ağları ve kusursuz mesaj alma yeteneği ile yalnızca 1,5 kilogram olan bu muazzam organ her senaryonun başrol oyuncusu olacak.      Şu sıralar şehir dışı tatil sezonu olduğu için haydi hepimiz Marmaris’i düşünelim. Muazzam orman manzarası, ağaçlardan yayılan tatlı kokular, paraşütçülerin adrenalin dolu sesleri, tattığınız yemekler ve denizin ılık suyu...örneklerinde 5 duyumuzdan da bahsettim. "...orman manzarası..." dedim mesela. Görme duyumuz bize bunu sağladı. "...denizin ılık suyu..." derken hissetm...

OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK

  Takıntı Mı Hastalığı?      Herkesin kendine göre takıntıları vardır. "Yok ya takıntı kim ben kim?!" diyenleriniz olacaktır. Saygı duyuyorum fakat katılmıyorum 😂 Örneğin ben telefonumun şarjı %100 olmadan şarj kablosunu çıkarmam. Saçımı 6 ayda bir kestiririm. Takip ettiğim dergi (OT) elime geçtiğinde hemen okumam, yaklaşık bir gün beklerim. Bunları neden yapıyorum bilmiyorum ama yapmazsam sanki Mikrobiyoloji notum C3'müş gibi günü tamamlarım. Bu arada amacım "Adını Feriha Koydum: Berfin'in Yolu" tarzında bir akım başlatıp hayat hikayemi anlatmak değil. Örnekleme yapmayı seviyorum ve okuyucuyu yazıda tuttuğuna inanıyorum. Sıkılanlar için haydi konuya bir göz atalım.       Hastalığın temelinde kendini ve düşüncelerini kontrol edememe yatar. Kişi kendini aklına koyduğu şeyi yapmakta zorunlu hisseder. Bu durum haliyle günlük işleyişi kısıtlar nitelikdedir. Eğer ki davranış/ ritüel/ alışkanlık yapılmazsa kişiyi korku sarar ve bunalım hali görülür...