Ana içeriğe atla

FORER ETKİSİ

              FORER ETKİSİ

    İnsan kendini bulduğu şeyi sever. Benliğine yakın olanı, ruhunu yansıtanı, kafasından geçeni sanki kendi sözleriymiş gibi anlatanı kendine yakın bulur. “Sen benim ilk defa bir başkasında kendime rastlayışımsın." Bu sözü ne zaman görsem gülerim çünkü insan en çok kendinden kaçar. Peki neden kendine yakın olanı ve kişiliğini yansıtanı en çok sever? Gelin cevabı birlikte arayalım...

    "Forer" ismi 1948 yılında bir deney ile adını duyuran psikolog Bertran R. Forer'den gelmektedir. Psikolog, astroloji ile insanların burç yorumlarına verdikleri tepki arasındaki bağlantıyı incelemeyi hedeflemiştir.

   Deneye geçmeden önce sana bir sorum var sayın okuyucu: Günlük burç yorumunu okuyor musun? Cevabın evetse kendini bulduğun oluyor mu o satırlar arasında? Bana sorsan ben sıkı bir burç yorumu takipçisiyim. "Akrep burcu şöyledir, akrep burcu bunu sever, bundan nefret eder, bu özelliği ile meşhurdur..." gibi ifadeleri "aha bu ben, gerçekteeeen ben, yani resmen beni anlatıyorsun sayın yazar, ayy helal olsun!.." gibi tepkilerle karşılarım. Hatta sevdiğim insanların burç yorumlarında da onların özellikleri arar, sevmediğim insanların burcuna sıra gelince "heeh tamam da X'in tipik özelliği, Y'den de ben bu karaktersizliği beklerdim, Z zaten hep böyle patavatsız, hmm bu yorum benden like alır, hatta retweet yapayım da nasıl biri old..." sanırım kendimle ilgili çok ifşada bulundum😄 Sen bu işi ne kadar ciddiye aldığımı anladın sevgili okuyucu. Forer deneyi bizi bekler.

   Forer burç yorumlarına herkeste bulunabilecek nitelikleri pazarlayan ve her insanın beş maddeden en az birini bile bünyesinde barındıran; dolayısıyla kişiye özel olmaktan çok genelleme ile sunulan maddelere birer yanılsama gözüyle bakmıştı. Örnek vermek gerekirse akrep burcu:
1) Sevecen (Kesinlikle Ben)
2) Hayat dolu (Eşittir Ben)
3) Açık sözlü (Evet Ben)
4) Sempatik (Ben)
5) Derin ve güzel seven (BEN)

  Forer'in,insanların burcuna özel değil benliklerinde bulunan ve kendini iyiye götürme hazzından ileri gelen bir düşünme biçimi savunmasına uyacak bir örnekti yukarıdaki. Güzel ve olumlu olanı alıp kişiliğimize ekleme özelliğimizin astroloji bilimiyle beslendini düşündü Forer.

  Forer o yıllarda astrolojinin insanları yanıltan bir araç olarak kullanıldığını düşünüyordu ve öğrencileri ile bir deney yapmaya karar verdi. Öğrencilerine kişilik testi verdi. Sınavlardan aldıkları puanlara göre her öğrencisine özel kişilik analizi verdiğini söyledi. Bu analizin kendilerine ne kadar uyduğunu puanlamalarını istemişti. İşin kurnaz kısmı şuydu: Her öğrencisi aynı analizi almıştı. Öğrencileri analizlerine 5 üzerinden ortalama 4.26 puan vermişti! Deney analizinde bulunan maddeler bir astroloji kitabından birebir kopyalanmıştı üstelik. Öğrencilerin bu kadar yüksek puan vermesindeki sebep önceki satırlarda da bahsettiğim gibi genel ve hayatın her evresinde uyabilecek ifadelerin kullanılmış olmasıydı.

Testte kullanılan ifadelerin işlevsel oluşumunda 2 temel faktör vardı:
1) Pozitif ifadelerini negatif ifadelerden fazla oluşu.
2) Deneklerin onlara sunan kişiye dürüst ve öznel geri bildirimlerde bulunabilecek kadar güvenmesi .
Yani bana göre Forer demiş ki"Sana inanmam için sana sonsuz güvenmem ve bana bir çift pozitif söz söylemen yeter be dünya güzeli."
 
    Son olarak Forer etkisinin Barnum etkisi ismiyle de kullanıldığını belirteyim. Forer etkisi onu keşfeden bilim insanına ithafen;Barnum etkisi ise bu etkiyi iş modeli olarak kullanan iş adamına ithafen kullanılmaktadır.

   Bu yazıdan sonra burç yorumuna bakış açın nasıl değişir bilmiyorum sayın okuyucu. Zira bende herhangi bir değişim yok. Canım kendim ve canım akrep burcum! 😂




Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

LİMBİK SİSTEM

       Duygularım Düşüncelerime  Emanet                       Gerçeği söylemek gerekirse isim bir hayli garip.Beyin ile ilgili çoğu şey bana göre oldukça ilginçken bu sistemi ele almak da heyecan verici.O kadar komplike yapılar içeren labirent beyinde limbik sistemi ele almamdaki sebep içerisinde birçok önemli yapıyı barındırması.Bu yapılardan en önemlileri hipokampüs,amigdala ,hipotalamus.Bu yapıların işlevlerine döneceğim fakat bundan önce sisteme genel bakış atmak gerektiğine inanıyorum.       Limbik sistem ön beyin ve beyin sapı arasında yer alır.Duygu kontrol mekanizmasını bulundurur.Düşünceler limbik sistemde filtre edilir ve duygular ortaya çıkar.’’Pirincin taşını ayıklamak’’ kavramına benzer aslında.Yediğimiz pilavdan taş çıkması ne kadar bizim elimizdeyse;düşüncelerimizin reaksiyonu sonucu ortaya çıkan duygular da limbik sistemin elindedir.Olaylara bakış açımız ne den...

BEYNİN LOBLARI

Herkesin Lobuna Kimse Karışamaz       "Beyin; 100 milyar ışık yılı genişliğinde evreni kaplayabilen,avcunuza alabileceğiniz 1,5 kilogramlık bir kütledir." demiş Narian Diamond. Cümle gerçekten de dehşet verici. "Koca organizmanın yöneticisi nasıl olur da sadece 1,5 kilogram olur?!" diyenleriniz olacaktır ki haklılar da. Daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz konuların kapıları hep beyne açıldı. Bundan sonra da öyle olacak. Çünkü mükemmel sinir ağları ve kusursuz mesaj alma yeteneği ile yalnızca 1,5 kilogram olan bu muazzam organ her senaryonun başrol oyuncusu olacak.      Şu sıralar şehir dışı tatil sezonu olduğu için haydi hepimiz Marmaris’i düşünelim. Muazzam orman manzarası, ağaçlardan yayılan tatlı kokular, paraşütçülerin adrenalin dolu sesleri, tattığınız yemekler ve denizin ılık suyu...örneklerinde 5 duyumuzdan da bahsettim. "...orman manzarası..." dedim mesela. Görme duyumuz bize bunu sağladı. "...denizin ılık suyu..." derken hissetm...

OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK

  Takıntı Mı Hastalığı?      Herkesin kendine göre takıntıları vardır. "Yok ya takıntı kim ben kim?!" diyenleriniz olacaktır. Saygı duyuyorum fakat katılmıyorum 😂 Örneğin ben telefonumun şarjı %100 olmadan şarj kablosunu çıkarmam. Saçımı 6 ayda bir kestiririm. Takip ettiğim dergi (OT) elime geçtiğinde hemen okumam, yaklaşık bir gün beklerim. Bunları neden yapıyorum bilmiyorum ama yapmazsam sanki Mikrobiyoloji notum C3'müş gibi günü tamamlarım. Bu arada amacım "Adını Feriha Koydum: Berfin'in Yolu" tarzında bir akım başlatıp hayat hikayemi anlatmak değil. Örnekleme yapmayı seviyorum ve okuyucuyu yazıda tuttuğuna inanıyorum. Sıkılanlar için haydi konuya bir göz atalım.       Hastalığın temelinde kendini ve düşüncelerini kontrol edememe yatar. Kişi kendini aklına koyduğu şeyi yapmakta zorunlu hisseder. Bu durum haliyle günlük işleyişi kısıtlar nitelikdedir. Eğer ki davranış/ ritüel/ alışkanlık yapılmazsa kişiyi korku sarar ve bunalım hali görülür...