Ana içeriğe atla

LİMBİK SİSTEM

       Duygularım Düşüncelerime Emanet               

     Gerçeği söylemek gerekirse isim bir hayli garip.Beyin ile ilgili çoğu şey bana göre oldukça ilginçken bu sistemi ele almak da heyecan verici.O kadar komplike yapılar içeren labirent beyinde limbik sistemi ele almamdaki sebep içerisinde birçok önemli yapıyı barındırması.Bu yapılardan en önemlileri hipokampüs,amigdala ,hipotalamus.Bu yapıların işlevlerine döneceğim fakat bundan önce sisteme genel bakış atmak gerektiğine inanıyorum. 

     Limbik sistem ön beyin ve beyin sapı arasında yer alır.Duygu kontrol mekanizmasını bulundurur.Düşünceler limbik sistemde filtre edilir ve duygular ortaya çıkar.’’Pirincin taşını ayıklamak’’ kavramına benzer aslında.Yediğimiz pilavdan taş çıkması ne kadar bizim elimizdeyse;düşüncelerimizin reaksiyonu sonucu ortaya çıkan duygular da limbik sistemin elindedir.Olaylara bakış açımız ne denli olumlu olursa sistemin geri bildirimleri de-ortaya çıkan duygular- o denli olumlu olur. 


    Sistemin bulundurduğu birkaç yapıdan söz etmiştim.Gelin beraber inceleyelim;
   
 AMİGDALA:Duygusal hafızadan sorumludur.Bizi derinden etkileyen bir olayın radyodan gelen basit bir müzikle aniden cereyan etmesi bu yapı sayesindedir.Burası aynı zamanda öfkeden sorumlu bölgedir.Amigdalanın büyüklüğüyle öfkeli olma doğru orantılıdır.
  
 HİPOKAMPÜS:’’Öğrenme+Hafıza’’ fonksiyonlarına sahip bölgedir.Stresin hipokampüs etkinliğini arttırdığı deneylerle 
kanıtlanmıştır.Fakat stresin dozunun arttığı durumlarda hipokampüs olumsuz etkilenir ve ‘’depresyon’’ meydana gelir.Dozu ayarlamak önemli. 
  
 HİPOTALAMUS:Endokrin sistemin ve güdüsel davranışların kontrolünü elinde bulunduran bir sistemdir.  Homeostazis-iç denge- den sorumludur. Hipotalamusu zarar görmüş birey çıplak dolaşabilir,ya çok yemek yer “doyma hissi” zarar gördüğü için ya da “açlık hissi” bloke olduğu için hiç yemek yemez.
        
     ‘’Hiçbir insan beyni, bir anda birden fazla şey düşünmeye muktedir değildir;aynı şey hislerimiz için de geçerlidir.Heyecan verici bir şey yapmak için heves ve gayret içinde olduğumuz anda, üzüntüye kapılamayız.’’demiş Ahmet Ümit.Bu sözleri edebiyat dünyasını düşünerek mi yoksa beynin anatomisini düşünerek mi  yazdı bilemem ama anlattıklarımla derin bir bağlantısı olduğunu düşünüyorum.Zira bir işi yapmaya kalkışmak,karar aşaması,işin bizde uyandırdığı duygular… Bunlar yazıldığının aksine zor şeyler.Aynı anda birçok şeyi düşünemeyen beynimizin filtre edeceği tek bir düşünce bile olayların ve kararlarımızın gidişatını derinden etkiler.’’...heves ve gayret içinde olduğumuz anda..’’ amigdala etkisiz kalır örneğin,öfke olmaz.Limbik sistemce organizmaya aktarılan sonuç da o denli pozitif olacaktır. Yani sen iyi düşün iyi olsun.
   BİR ŞEYİ GERÇEKTEN BİLMEK;ONU ANLATMAKLA OLUR :)

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

BEYNİN LOBLARI

Herkesin Lobuna Kimse Karışamaz       "Beyin; 100 milyar ışık yılı genişliğinde evreni kaplayabilen,avcunuza alabileceğiniz 1,5 kilogramlık bir kütledir." demiş Narian Diamond. Cümle gerçekten de dehşet verici. "Koca organizmanın yöneticisi nasıl olur da sadece 1,5 kilogram olur?!" diyenleriniz olacaktır ki haklılar da. Daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz konuların kapıları hep beyne açıldı. Bundan sonra da öyle olacak. Çünkü mükemmel sinir ağları ve kusursuz mesaj alma yeteneği ile yalnızca 1,5 kilogram olan bu muazzam organ her senaryonun başrol oyuncusu olacak.      Şu sıralar şehir dışı tatil sezonu olduğu için haydi hepimiz Marmaris’i düşünelim. Muazzam orman manzarası, ağaçlardan yayılan tatlı kokular, paraşütçülerin adrenalin dolu sesleri, tattığınız yemekler ve denizin ılık suyu...örneklerinde 5 duyumuzdan da bahsettim. "...orman manzarası..." dedim mesela. Görme duyumuz bize bunu sağladı. "...denizin ılık suyu..." derken hissetm...

OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK

  Takıntı Mı Hastalığı?      Herkesin kendine göre takıntıları vardır. "Yok ya takıntı kim ben kim?!" diyenleriniz olacaktır. Saygı duyuyorum fakat katılmıyorum 😂 Örneğin ben telefonumun şarjı %100 olmadan şarj kablosunu çıkarmam. Saçımı 6 ayda bir kestiririm. Takip ettiğim dergi (OT) elime geçtiğinde hemen okumam, yaklaşık bir gün beklerim. Bunları neden yapıyorum bilmiyorum ama yapmazsam sanki Mikrobiyoloji notum C3'müş gibi günü tamamlarım. Bu arada amacım "Adını Feriha Koydum: Berfin'in Yolu" tarzında bir akım başlatıp hayat hikayemi anlatmak değil. Örnekleme yapmayı seviyorum ve okuyucuyu yazıda tuttuğuna inanıyorum. Sıkılanlar için haydi konuya bir göz atalım.       Hastalığın temelinde kendini ve düşüncelerini kontrol edememe yatar. Kişi kendini aklına koyduğu şeyi yapmakta zorunlu hisseder. Bu durum haliyle günlük işleyişi kısıtlar nitelikdedir. Eğer ki davranış/ ritüel/ alışkanlık yapılmazsa kişiyi korku sarar ve bunalım hali görülür...